![]() |
Ruhi tedavi Sayfasina
|
|
Hamd Allah’a (C.C) Salat ve Selam Resulüne(S.A.V) olsun ! Her şeyin zirveye ulaştığı günümüzde insan bir türlü bedensel ve ruhi hastalıklardan kurtulamamaktadır. Bazen bir mikroba yenik düşüp,hatta senelerce inleyip duruyor.Bazende ruhi hastalığın pençesinde kıvranıp duruyor. Türk Star-TV'deki 2. oturumda veya alman ARD ve WRD ki belgeselde belirttiğim gibi Avrupa hastahanelerinde papazların, ameliyat, doğum ve vefat öncesi, hastanın isteğine binaen, İncilden ayet okumalarını müşahede etmekteyiz. Ruhi(inorganik manevi) hastalıklar da vardır ki, bir kısmı psikolog ve psikiyatri uzmanlarına ait görünüyorsa da, ruha birazda ruhi ve manevi kabulle yaklaşsalar daha verimli olurlardı. Yanlız bazı haller, insanın ruhi mekanizmasını etkileyen, üzerinde durduğumuz rahatsızlıklarda bozan etkenler(şeytan ve etbası cinlerden) ise ilaç tedavisi, psikoterapi, elektroşok netice vermemektedir. Sırf ruhi rahatsızlığın ilacı da ruhidir, manevidir. Bu sahada uzmanlaşmış ruhi tedavicilere ihtiyaç duyulur. İnsanın inancına göre uzman kişi ya hoca, ya papaz veya hahamdır. Okunan ayetler, farklı kitaplardan, metodlar birbirine yakın hatta kullandığımız naturel, bitkisel maddeler aynıdır (bunu derken kendi inancına bağlı bazı papazların çalışmalarını bilmem ve araştırmamdan). Buna rağmen onların inancında, kitaplarındaki ayetler, benim inancım ve imanımda, evrensel insanlığı en doğru yola, hidayete götüren, eşsiz mucize Kuran ayetlerinin, dışarıdan ruha etki yapan varlıkları uzaklaştırmada daha etkili ve güçlü basınç yapacağıdır. Nihayi hedef Maide Suresinin 32.ayetinde belirtildiği gibi: “Kim bir can kurtarırsa bütün insanlari kurtarmış gibidir." Sırf ruhi veya ruhi-organik hastalıklarda maddi yöntemler, modern tıp netice vermemesi halinde günümüzde faliyet gösteren, dertli insanların kanını emen cinci, falcı, büyücü hokkobazların kapısını çaldırmaktadır. Son yıllarda bu sahada kitap ve sünnete uygun akademik çalışmalar, teorik ve pratikteki başarılar, kitaplar, eserler, mastır ve doktora çalışmaları vs. , çapsızların kapılarındaki kümelenmeyi biraz da olsa önler gözüküyor. Esasen insan kendisinde sayılmayacak kadar bir çok mikrobu barındırdığı halde hastalanmayabilir. Ancak bedenin sağlık direncini yitirmesiyle, pusuya yatmış mikrop ve viruslar saldırıya geçer, insanı zayıf anında yakalarlar. Riyad Semaha Delilul Mualicin kitabında belirttiği (kendisi ilahiyatcı öğretim üyesi bu konuda dört eser sahibi,acizane seanslarına katılmış ve icazet aldıklarımdan biri) gibi “insan ruhunda barındırma veya etki eden başka ruhlar vardır. Hafaza, kiramen katibin melekleri, mümin veya olmayan cin, şeytan değişik derecelerde insana etki sataşma, sürtünme yapmaktadır." der. Buna rağmen insan ruhi hastalığa, arızalara maruz değildir. Ruhi etkenlere maruz kalma, tıpkı vucud direncinin zayıflaması gibi şiddetli sinir, korku, dini kurallara ilgisizlik, manevi direncin zayıflaması, ruhun dış etkenlere ve saldırılara hazır olduğunu gösterir. Pusuya yatmış şer güçler (şeytan ve etbası) dokunmak ve sataşmak için en uygun ortamı bulmuş olur. İnsanın sığınacağı yer de Allahın kitabı ve Efendimizin (SAV) sünnetidir. Bu sataşma büyü, mess, haset nazardansa, her birine ait yöntem, metod ve tedavi şekilleri vardır. Hatta yukarıdaki saydıklarım içlerinde farklı tedavi şekilleri erbabınca malumdur. Ruhi tedavicinin tedavi esnasındaki tilavet ettiği ayetlerin yaptiği basınç, dini yaşantısı ile bağlantılıdır. Zayıf kalma tehlike arzeder. Bu tehlike tedavi edenin ve hastanın kendi ailesinde ve yakınlarında da patlak verebilir. Çocuklarından, ailesinden veya akrabalarından zayıf olanda patlak verir. Şer güçleri uzaklaştırma bir çok sıfatlara haiz olmayı gerektirir. Bu da iki ordunun karşılaşması gibidir. Kökünü sökme, uzaklaştırmanın gerçekleşmemesi, hastanın daha fazla acı çekmesi, bir çok yerlere müracaatı, zaman ve maddi kayıbdır. Bu güne kadar karşılaştığım binlerce rahatsız insanların çoğu Türk vatandaşlar, Araplar, Yugoslavlar, birazı da Almanlar (hıristiyan) ve bir kaç Musevidir. Vaktimiz nispetinde insan patentli herkese kapımız açık olmasından, Kuran’daki şifadan Allah’ın izni ile tedavi olduklarını müşahede etmem, bu siteyi açmama vesile olmuştur. Bana tedaviye gelenler arasında bir kaç doktordan bir ikisine ’’ ne oluyor Doktor ? (irade dışındaki) bu titremeler, sallanmalar, ağlama niye ? ’’ diye sorduğumda, hayretler içinde, sırlarla dolu Kuran gücünü kabul ederlerdi. Avrupada çeşitli din, mezhep ve kültür çeşnisi içinde yaşıyan bizler, hoşgörü ve barış içinde, karşılıklı inançlara saygılı olmak mecburiyetindeyiz. Çok küçük misal olması bakımından oturduğum binada üstümdeki komşum hıristiyan alman, altımızdaki komşu yaşlı yahudi bir bayandır. Dinler ve düşünceler farklı olsa da, aynı binada, gemide olduğumuzdan komşuluğumuzu en güzel bir şekilde icra etmeliyiz. İslam ülkelerindeki azınlıklara verilen din özgürlüğü,haklar, hoşgörü anlayışı Dünya Devletlerinde de görülse harp olur mu? dersiniz. Bu kadar yoksul, masum, müdafaasız insanları topluca katletme, binbir entrikalarla imha edilmeleri, dinlerin, insanlığın istediği olamaz, olmamalıydı ! Neyse, odaklandığımız konunun çıraklık, kalfalık derken ustalığa geçmeye, derinlere inmeye çalıştığımız şifa gülünün Kuran şifa bahçesinde, şifayı yakalama, biraz gayret, sabır, azim ve iman ister. Saniyen moda haline gelen cinci, falcı ve medyumlara gitmenin, inanmanın İslamda yasak ve haram olduğunu Kuran,’da ve Peygamberimizin(SAV) sözlerinde görüyoruz. Unutmamak gerekir ki, şifa sahibi yanlız ve yanlız Allah’tır ! Doktor, hoca ve ilaç birer vesile olmaktan başka bir şey değildir.
|
Copyright © 2000-2003 ruhi-tedavi.com |